Bir çay bahçesi düşün ve iki çay bardağı... Birisi yarım. Bilseydim eğer, görebilseydim bugünleri, hiç yarım bırakır mıydım çayımı?
Aradan koca bir asır geçti sanki, üzerinden binlerce su... Hatıralar akıp gitsin diye... Ardından kokun gitti benden. Ve en sonuncusu, en ağırı: Varlığın gitti... Of! O ne çekişti varlığını öyle benden, ne müthiş bir eda ve nasıl asil bir ayrılış! Söylenen o son sözlerin üzerine, demli bir çay gibi geldi...
Son sözler neydi?
Sabah, iş dönüşlerinde balkonun boş... Sandalyen yalnızlıktan toz olmuş, iyi bak. Hatta önce bir git de aynadaki yüzüne bak; ruhun yansımış, yüzün bembeyaz...
Sanki içip içip de sızmış ve sabah uyanınca olanları hatırlamaya çalışır bir hal içindeyim... Rüyaymış tüm bu yaşananlar, gerçek olamayacak kadar güzelmiş; uyanınca anladım. Çünkü hiçbir aşk, bu kadar koyu ve bu kadar büyük olamazdı... Yeni yeni ayılıyordu sanki kafam; soğuk bir duş ve acı bir kahvenin ardından...
Yavaş yavaş, sana dediklerimi daha iyi anımsamaya başlıyordum. "Bu aşk değil!" demiştim ve benimle iddialaşmıştın, "Sen hiç aşkı bilmiyorsun!" diye...
Asi bir çocuktum ben, sen de kendini bir masal kahramanı görüyordun... Bu bize hiç yakışmış mıydı; bir aşka böylesine teslim olmak? Oysa ne ben çocuktum ne de sen kahraman. Ama bırakmıştım kendimi sana; kabuldü her şey, senindim! "Madem kahramansın; al götür beni, prensesin yap!" demiştim...
Prensesin yapamadın beni hiçbir zaman… Ama hiçbir zaman da bir prenses gibi sevilmedim, senin sevdiğin kadar
Ve sonra uyandım. Bu ayık sabahın tekin olmayan sessizliği yüzüme çarparken, hafızamın kuytusunda o son sözlerin keskin kokusu kaldı. Neydi beni o masaldan bu çıplak yalnızlığa fırlatan? Bir rüyanın bittiğini mi fısıldamıştın giderken, yoksa aşkı hiç bilmediğimi mi?
Seda Özlem Başpınar
"Özlem Koydum Adını" adlı kitabımdan...
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
SEDA ÖZLEM BAŞPINAR
Son Sözler Neydi?
Feryat da bir yere kadar, tükendi umutlar artık...
Zil zurna sarhoş geceler bitti; lunaparkın ışıkları söndü, dondurmalar raflardan kaldırıldı... Beyaz gömleğin buruşuk, kolyen kopuk, kapın çalmaz artık... Söylesene, hatıralar nerede, sis mi örttü üstlerini?
Bir çay bahçesi düşün ve iki çay bardağı... Birisi yarım. Bilseydim eğer, görebilseydim bugünleri, hiç yarım bırakır mıydım çayımı?
Aradan koca bir asır geçti sanki, üzerinden binlerce su... Hatıralar akıp gitsin diye... Ardından kokun gitti benden. Ve en sonuncusu, en ağırı: Varlığın gitti... Of! O ne çekişti varlığını öyle benden, ne müthiş bir eda ve nasıl asil bir ayrılış! Söylenen o son sözlerin üzerine, demli bir çay gibi geldi...
Son sözler neydi?
Sabah, iş dönüşlerinde balkonun boş... Sandalyen yalnızlıktan toz olmuş, iyi bak. Hatta önce bir git de aynadaki yüzüne bak; ruhun yansımış, yüzün bembeyaz...
Sanki içip içip de sızmış ve sabah uyanınca olanları hatırlamaya çalışır bir hal içindeyim... Rüyaymış tüm bu yaşananlar, gerçek olamayacak kadar güzelmiş; uyanınca anladım. Çünkü hiçbir aşk, bu kadar koyu ve bu kadar büyük olamazdı... Yeni yeni ayılıyordu sanki kafam; soğuk bir duş ve acı bir kahvenin ardından...
Yavaş yavaş, sana dediklerimi daha iyi anımsamaya başlıyordum. "Bu aşk değil!" demiştim ve benimle iddialaşmıştın, "Sen hiç aşkı bilmiyorsun!" diye...
Asi bir çocuktum ben, sen de kendini bir masal kahramanı görüyordun... Bu bize hiç yakışmış mıydı; bir aşka böylesine teslim olmak? Oysa ne ben çocuktum ne de sen kahraman. Ama bırakmıştım kendimi sana; kabuldü her şey, senindim! "Madem kahramansın; al götür beni, prensesin yap!" demiştim...
Prensesin yapamadın beni hiçbir zaman… Ama hiçbir zaman da bir prenses gibi sevilmedim, senin sevdiğin kadar
Ve sonra uyandım. Bu ayık sabahın tekin olmayan sessizliği yüzüme çarparken, hafızamın kuytusunda o son sözlerin keskin kokusu kaldı. Neydi beni o masaldan bu çıplak yalnızlığa fırlatan? Bir rüyanın bittiğini mi fısıldamıştın giderken, yoksa aşkı hiç bilmediğimi mi?
Seda Özlem Başpınar
"Özlem Koydum Adını" adlı kitabımdan...