Her sabah gözlerimi senin ismine
açmak, ruhumun her gece gördüğü o rüyaya vurduğu son mühürmüş. Uyandığımda adını ilk heceleyişim, seni uykunun o dipsiz kuyusundan alıp gerçeğin kıyısına çekme çabasıymış. Ancak dünya aydınlandığında anlıyorum ki; rüyalar seni bende yaşatırken, gerçekler her sabah seni yeniden öldürüyor. İşte bu yüzden, o uyanış anındaki çaresiz sızıyı mürekkebe çeviriyorum. Çünkü biliyorum ki bu hikâyede asıl hüküm kalemin elindedir.
Anladım ki; bazı yaralar ancak kağıda dökülünce kabuk bağlıyor. Ben seni yazdıkça, sen bu satırların arasında yeniden nefes alıyorsun. Her harf yokluğuna bir can suyu, her cümle seni gitmekten alıkoyan görünmez bir bağa dönüşüyor. Yazdığım her kelimeyle seni zamana kafa tutan bir ölümsüzlüğe mühürlüyorum. Mürekkebim damladıkça kalbimdeki o ağır yük hafifliyor; çünkü kağıt, senin yokluğunu benden daha büyük bir sabırla göğüslüyor. Yazıldıkça kalıyorsun bende; kalemim kağıda her dokunduğunda yeniden canlanıyor, gitmene, bitmene, yitmene izin vermiyorum.
Oysa sustuğumda... İşte o zaman gerçek bir kıyamet kopuyor içimde. Ne zaman kalemi bıraksam, ne zaman o rüyanın sabahında dilsiz kalsam, işte o an ruhumda bir şeyler can çekişiyor. Sustukça, senin bendeki izin de soluyor. Sessizlik, seni benden koparıp alan o dipsiz uçuruma dönüşüyor. Sustukça ölüyorsun bende; feryadımın ulaşamadığı o ıssız derinliklerde, hatırlanmayan bir sızı gibi silinip gidiyorsun.
İşte bu yüzden, içimde biriken bu zifiri geceye rağmen yazmaya devam ediyorum. Kimsenin bilmediği, senin bile sırtını döndüğün bu satırlarda seni her gün yeniden var ediyorum. Çünkü sen yazıldıkça bende kalıyor, sustukça içimde ölüyorsun ve ben seni senden bile korumak için yazıyorum. Bilinçaltımda hâlâ öyle kıymetlisin ki; içindeki sevgisizliğe bu kez ben sırtımı dönüyorum.
Hangisi rüya? Yaşanan mı, yazılan mı, yoksa hala beklenen mi?
Seda Özlem Başpınar
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
SEDA ÖZLEM BAŞPINAR
Rüya
Her sabah gözlerimi senin ismine
açmak, ruhumun her gece gördüğü o rüyaya vurduğu son mühürmüş. Uyandığımda adını ilk heceleyişim, seni uykunun o dipsiz kuyusundan alıp gerçeğin kıyısına çekme çabasıymış. Ancak dünya aydınlandığında anlıyorum ki; rüyalar seni bende yaşatırken, gerçekler her sabah seni yeniden öldürüyor. İşte bu yüzden, o uyanış anındaki çaresiz sızıyı mürekkebe çeviriyorum. Çünkü biliyorum ki bu hikâyede asıl hüküm kalemin elindedir.
Anladım ki; bazı yaralar ancak kağıda dökülünce kabuk bağlıyor. Ben seni yazdıkça, sen bu satırların arasında yeniden nefes alıyorsun. Her harf yokluğuna bir can suyu, her cümle seni gitmekten alıkoyan görünmez bir bağa dönüşüyor. Yazdığım her kelimeyle seni zamana kafa tutan bir ölümsüzlüğe mühürlüyorum. Mürekkebim damladıkça kalbimdeki o ağır yük hafifliyor; çünkü kağıt, senin yokluğunu benden daha büyük bir sabırla göğüslüyor. Yazıldıkça kalıyorsun bende; kalemim kağıda her dokunduğunda yeniden canlanıyor, gitmene, bitmene, yitmene izin vermiyorum.
Oysa sustuğumda... İşte o zaman gerçek bir kıyamet kopuyor içimde. Ne zaman kalemi bıraksam, ne zaman o rüyanın sabahında dilsiz kalsam, işte o an ruhumda bir şeyler can çekişiyor. Sustukça, senin bendeki izin de soluyor. Sessizlik, seni benden koparıp alan o dipsiz uçuruma dönüşüyor. Sustukça ölüyorsun bende; feryadımın ulaşamadığı o ıssız derinliklerde, hatırlanmayan bir sızı gibi silinip gidiyorsun.
İşte bu yüzden, içimde biriken bu zifiri geceye rağmen yazmaya devam ediyorum. Kimsenin bilmediği, senin bile sırtını döndüğün bu satırlarda seni her gün yeniden var ediyorum. Çünkü sen yazıldıkça bende kalıyor, sustukça içimde ölüyorsun ve ben seni senden bile korumak için yazıyorum. Bilinçaltımda hâlâ öyle kıymetlisin ki; içindeki sevgisizliğe bu kez ben sırtımı dönüyorum.
Hangisi rüya? Yaşanan mı, yazılan mı, yoksa hala beklenen mi?
Seda Özlem Başpınar