Eskiden içimde bir ses vardı: “Üzülme, her şeyin iyi bir tarafı var!” derdi. Ben de saf saf inanırdım. Ruhum eksilirdi, kırılırdım; “Belki seni daha güçlü yapacak.” Yalnız kalırdım; “Belki kendini bulacaksın.”
Hadi oradan!
Meğer bulduğum tek şey, koskoca bir hiçmiş.
Şimdi o Pollyanna yok. Çiçekli elbisesini yırtıp çöpe attı; yerine suskunluğunu giydi, gözlerine alaycılığı, kulaklarına isyanı taktı. Artık gözüme sokuyor gerçekleri:
“Hayat güzel mi sandın? Hadi gül biraz, şaka gibisin.”
Bir zamanlar bana sabrı anlattılar. Sabır dedikleri şey meğer uyutulmuşların masalıymış. “Zamanla geçer,” dediler.
Doğru, geçti...
Benim gençliğim geçti, içimdeki güven geçti; geriye de biraz alaycılık, biraz kahkaha kaldı.
Pollyanna’ya sorarsan, “Her kötülüğün içinde bir iyilik vardır.”
Doğru, varmış.
İhanet sayesinde kimin gerçekten sahte olduğunu gördüm. Yalnızlık sayesinde insan kalabalığının ne kadar boş olduğunu, kaybettiklerim sayesinde de kimseyi kazanamayacağımı öğrendim.
Eh, teşekkürler hayat. Bayağı öğreticiymişsin!
İçimdeki Pollyanna artık ne gülüyor ne umut satıyor. O şimdi sokak lambalarına kafa tutan bir serseri. Bir eli cebinde, diğer eli gökyüzünü gösteriyor: “Yıldız dediğin, gecenin şakalarından ibaret.”
Peki ben?
Ben artık hiçbir masala inanmıyorum.
Ne insanların iyiliğine, ne dünyanın adaletine, ne de o sahte “mutlu son”lara.
Dilime düşmüş bir şarkı:
“Göz değmez bana, gözsüz kaldım uğrunda.
Dağ çiçeğinden yatağım,
Kuru dal yastık bana.”
Aşkı haylaz bir prensten ummuşum; kendi yoluna kaçıp gitmiş. Gül dalından hovarda, nar çiçeğinden haylaz, pelerin giymiş bir çocukmuş aslında...
Pollyanna nerede?
Gelse ya şimdi... Yine hayal satsa bana. Ama inanmayın şu Pollyanna’ya. Çünkü masallar, insanın gerçeğe dayanabilmek için kendine anlattığı yalanlardan ibarettir.
Benim Pollyanna’m da öldü. Geride, gülerken bile neye güldüğünü bilen bir kalp bıraktı.
Seda Özlem Başpınar
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
SEDA ÖZLEM BAŞPINAR
POLLYANNA’YA İNANMAYIN
Eskiden içimde bir ses vardı: “Üzülme, her şeyin iyi bir tarafı var!” derdi. Ben de saf saf inanırdım. Ruhum eksilirdi, kırılırdım; “Belki seni daha güçlü yapacak.” Yalnız kalırdım; “Belki kendini bulacaksın.”
Hadi oradan!
Meğer bulduğum tek şey, koskoca bir hiçmiş.
Şimdi o Pollyanna yok. Çiçekli elbisesini yırtıp çöpe attı; yerine suskunluğunu giydi, gözlerine alaycılığı, kulaklarına isyanı taktı. Artık gözüme sokuyor gerçekleri:
“Hayat güzel mi sandın? Hadi gül biraz, şaka gibisin.”
Bir zamanlar bana sabrı anlattılar. Sabır dedikleri şey meğer uyutulmuşların masalıymış. “Zamanla geçer,” dediler.
Doğru, geçti...
Benim gençliğim geçti, içimdeki güven geçti; geriye de biraz alaycılık, biraz kahkaha kaldı.
Pollyanna’ya sorarsan, “Her kötülüğün içinde bir iyilik vardır.”
Doğru, varmış.
İhanet sayesinde kimin gerçekten sahte olduğunu gördüm. Yalnızlık sayesinde insan kalabalığının ne kadar boş olduğunu, kaybettiklerim sayesinde de kimseyi kazanamayacağımı öğrendim.
Eh, teşekkürler hayat. Bayağı öğreticiymişsin!
İçimdeki Pollyanna artık ne gülüyor ne umut satıyor. O şimdi sokak lambalarına kafa tutan bir serseri. Bir eli cebinde, diğer eli gökyüzünü gösteriyor: “Yıldız dediğin, gecenin şakalarından ibaret.”
Peki ben?
Ben artık hiçbir masala inanmıyorum.
Ne insanların iyiliğine, ne dünyanın adaletine, ne de o sahte “mutlu son”lara.
Dilime düşmüş bir şarkı:
“Göz değmez bana, gözsüz kaldım uğrunda.
Dağ çiçeğinden yatağım,
Kuru dal yastık bana.”
Aşkı haylaz bir prensten ummuşum; kendi yoluna kaçıp gitmiş. Gül dalından hovarda, nar çiçeğinden haylaz, pelerin giymiş bir çocukmuş aslında...
Pollyanna nerede?
Gelse ya şimdi... Yine hayal satsa bana. Ama inanmayın şu Pollyanna’ya. Çünkü masallar, insanın gerçeğe dayanabilmek için kendine anlattığı yalanlardan ibarettir.
Benim Pollyanna’m da öldü. Geride, gülerken bile neye güldüğünü bilen bir kalp bıraktı.
Seda Özlem Başpınar