Zaman ne kadar da acımasızca işliyordu; iliklerimde hissediyordum sancısını... Hani iyileştiriciydi, yaraları sarardı? Derin bir sükunete bürünmüş, kendimi kaptırmış, aldanmış gidiyordum. Adeta savruluyordum; nereye gittiğimi bilmiyordum. Nereye gitmem gerektiğini, hatta kiminle yol yürümemem gerektiğini dahi kestiremiyordum.
Zaman denizinde, küçük bir kayıkta hayat limanına yetişmeye çalışıyordum. Yanımdan geçen devasa tekneler, vapurlar savuruyordu beni. Düşecektim, ama kürek çekmekten başka çarem yoktu. Bu kez farklıydı; bu kez düşemezdim, bir kez daha yenilemezdim. Kayığım tek tahta parçası kalana dek mücadele etmekten vazgeçmeyecektim!
Ve sonunda, hayat limanına varmıştım işte. Sanıyordum ki burası, varılması gereken en son noktaydı. Mücadelem bitecek, yorgunluğum dinecekti. Öyleyse bu fırtına da neyin nesiydi?
Önce sert bir rüzgar karşıladı beni; ardından fırtına selamladı ve kasırga gürledi: "Hoş geldin! Tsunami seni bekliyor..." En hazırlıksız anımda, savunmasız yakalanmıştım. Kaçacak ne vaktim ne de dayanağım vardı; tsunami, dev hortumunun içine almıştı beni. Çıktığımda saçım başım savruk, dilim damağım kuruydu. Kendimi bir uçurumun kenarında buldum ve son sözü tsunami söyledi: "Hayat, şimdi başlıyor!"
Kısa bir baygınlığın ardından kendime geldiğimde, tsunaminin o sert kollarındaydım. Tuhaf ki canım acımıyordu. Anlamak istercesine ona baktığımda, "İçindeki kırılganlık gitti!" dedi. "Artık seni hiçbir rüzgar, hiçbir fırtına yıkamaz. Çünkü sen artık kasırgasın; sen, Nargis Kasırgası'sın!"
Sertliğiyle, artık ben Nargis Kasırgası'ydım. Narsist bir Nargis ve sıra bendeydi; düştüğüm yerden kalkacak, kırıldığım yerden kıracaktım!
Seda Özlem Başpınar
("İçime Attım İçimden Atamadım" adlı kitabımdan...)
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
SEDA ÖZLEM BAŞPINAR
NARGİS KASIRGASI
Zaman ne kadar da acımasızca işliyordu; iliklerimde hissediyordum sancısını... Hani iyileştiriciydi, yaraları sarardı? Derin bir sükunete bürünmüş, kendimi kaptırmış, aldanmış gidiyordum. Adeta savruluyordum; nereye gittiğimi bilmiyordum. Nereye gitmem gerektiğini, hatta kiminle yol yürümemem gerektiğini dahi kestiremiyordum.
Zaman denizinde, küçük bir kayıkta hayat limanına yetişmeye çalışıyordum. Yanımdan geçen devasa tekneler, vapurlar savuruyordu beni. Düşecektim, ama kürek çekmekten başka çarem yoktu. Bu kez farklıydı; bu kez düşemezdim, bir kez daha yenilemezdim. Kayığım tek tahta parçası kalana dek mücadele etmekten vazgeçmeyecektim!
Ve sonunda, hayat limanına varmıştım işte. Sanıyordum ki burası, varılması gereken en son noktaydı. Mücadelem bitecek, yorgunluğum dinecekti. Öyleyse bu fırtına da neyin nesiydi?
Önce sert bir rüzgar karşıladı beni; ardından fırtına selamladı ve kasırga gürledi: "Hoş geldin! Tsunami seni bekliyor..." En hazırlıksız anımda, savunmasız yakalanmıştım. Kaçacak ne vaktim ne de dayanağım vardı; tsunami, dev hortumunun içine almıştı beni. Çıktığımda saçım başım savruk, dilim damağım kuruydu. Kendimi bir uçurumun kenarında buldum ve son sözü tsunami söyledi: "Hayat, şimdi başlıyor!"
Kısa bir baygınlığın ardından kendime geldiğimde, tsunaminin o sert kollarındaydım. Tuhaf ki canım acımıyordu. Anlamak istercesine ona baktığımda, "İçindeki kırılganlık gitti!" dedi. "Artık seni hiçbir rüzgar, hiçbir fırtına yıkamaz. Çünkü sen artık kasırgasın; sen, Nargis Kasırgası'sın!"
Sertliğiyle, artık ben Nargis Kasırgası'ydım. Narsist bir Nargis ve sıra bendeydi; düştüğüm yerden kalkacak, kırıldığım yerden kıracaktım!
Seda Özlem Başpınar
("İçime Attım İçimden Atamadım" adlı kitabımdan...)