Bazı insanları anlatmak zordur. Çünkü onları anlatmaya başladığında kelimeler yetmez cümleler eksik kalır nokta koymak bile insanın içini acıtır. Mustafa Eranıl benim için tamda böyle biridir. Onu tek bir sıfatla tek bir tanımla tek bir cümleyle anlatmak mümkün değil. Gazeteci demek eksik kalır yazar demek yetmez. Çünkü bazı insanlar mesleklerinden ibaret değildir onlar kelimelerin içinde yaşayan suskunlukta bile konuşan bakışlarıyla bile cümle kurabilen insanlardır.Ben Mustafa Eranılı okurken hep şunu hissettim yazdıkları sadece mürekkepten değil yaşanmışlıktan süzülüp geliyor. Her satırında bir durup nefes alma ihtiyacı var. Çünkü aceleyle okunacak birşey değildir onun kelimeleri. Hızlı tüketilen çabuk unutulan yazılardan değil. Okudukça ağırlaşan ağırlaştıkça derinleşen bir his bırakır insanda. Sanki birisi kalbime dokunmuşda bak burası hala canlı demiş gibi.Onun yazılarında beni en çok etkileyen şey bağırmaması. Günümüzde herkesin yüksek sesle konuştuğu herkesin haklı çıkmak için kelimeleri silah gibi kullandığı bir dünyada Mustafa Eranılın sessiz ama güçlü bir tonu var. O bağırmıyor o anlatıyor.Dayatmıyor düşündürüyor. Hüküm vermiyor insanın kendi iç muhasebesini yapmasına izin veriyor. Ve belki de bu yüzden yazılarını okuduktan sonra insan kendisiyle baş başa kalıyor.Bazen bir yazısını okurken kendimi yakalıyorum bir cümlede duruyorum.Sadece duruyorum. Ne ileri gidebiliyorum ne geri. Çünkü o cümle bana ait bir yaraya değmiş oluyor. İşte o an anlıyorum iyi bir yazar olmak çok kelime bilmek değil. İyi bir yazar olmak insanın bilmediği ama hissettiği şeyleri kelimeye dönüştürebilmektir. Mustafa Eranıl bunu yapıyor. Hem de gösterişsiz sessiz neredeyse fark ettirmeden.Gazetecilik tarafında ise bambaşka bir duruş hissediyorum. Orada bir sorumluluk var. Bir vicdan var. Sanki her kelimenin arkasında bu cümle kimin hayatına dokunur?sorusu duruyor. Rastgele yazılmamış öylesine kurulmamış cümleler...Okurken şunu hissediyorsun bu yazının arkasında düşünen sorgulayan durup yeniden tartan bir insan var. Ve bu insana güven veriyor.Benim için Mustafa Eranılı özel kılan şeylerden biri de şu o insanı küçümsemiyor. Okurunu hafife almıyor.Ben biliyorum sen bilmiyorsun tavrıyla yazmıyor.Tam tersine sanki karşısında oturuyormuşum gibi sanki bir çay masasında konuşuyormuşuz gibi yazıyor. Ne yukarıdan bakıyor ne de kendini geri çekiyor. Aynı hizadayız. Aynı soruların içindeyiz.Bazen düşünüyorum insan kelimelerle bu kadar derin bağ kurabiliyorsa o kelimelerin sahibi nasıl biridir diye. Ve içimden hep şunu geçiriyorum büyük ihtimalle suskunluğuda anlamlıdır. Büyük ihtimalle dinlerken konuştuğundan daha çok şey anlatıyordur.Büyük ihtimalle bazı şeyleri yazıya dökebilmek için önce içinde uzun uzun taşımıştır.Mustafa Eranılın yazdıklarında bana en çok geçen duygu samimiyet. Yapay bir duygu değil bu. Zorla yaratılmış bir etki hiç değil. Hayatın içinden insanın içinden gelen bir samimiyet. Acıyı romantize etmeden umudu ucuzlatmadan gerçeği eğip bükmeden yazabilmek bu herkesin harcı değil. Bu insanın kendisiyle dürüst olabilmesini gerektirir.Ben onun yazılarını okurken yalnız hissetmiyorum. Bu çok kıymetli bir şey. Çünkü bazı yazarlar vardır çok iyi yazarlar ama insanı dahada yalnızlaştırırlar. Mustafa Eranılda ise tam tersi oluyor. Sanki biri omzuma dokunuyorda evet bende böyle hissettim diyor. İşte bu kelimelerin kurabileceği en güçlü bağlardan biri.Belki de bu yüzden onunla ilgili yazarken kelimeler uzuyor cümleler dallanıp budaklanıyor. Çünkü anlatmaya çalıştığım şey sadece bir insan değil bir his bir duruş bir iç ses. Ve bazı sesler vardır birkez duyduktan sonra insanın içinde kalır sustuklarında bile.Bu yazıyı ben yazıyorum ama biliyorumki bu satırlarda sadece benim hislerim yok.Okuyan herkes bir yerinde kendinden bir parça bulabilir. Çünkü Mustafa Eranılın kelimeleri bireysel gibi görünür ama aslında bir kalbe dokunur. Hepimizin sustuğu yerlerden konuşur.Ve ben iyiki bazı insanlar var diyorum. İyi ki herkes bağırmıyor. İyi ki bazıları hala kelimelere emek veriyor. İyiki Mustafa Eranıl gibi insanlar kelimelerin onurunu taşıyor...
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
ÖZLEM GÖÇER DEMİR
SUSARAK ANLATAN ADAM(MUSTAFA ERANIL)
Bazı insanları anlatmak zordur. Çünkü onları anlatmaya başladığında kelimeler yetmez cümleler eksik kalır nokta koymak bile insanın içini acıtır. Mustafa Eranıl benim için tamda böyle biridir. Onu tek bir sıfatla tek bir tanımla tek bir cümleyle anlatmak mümkün değil. Gazeteci demek eksik kalır yazar demek yetmez. Çünkü bazı insanlar mesleklerinden ibaret değildir onlar kelimelerin içinde yaşayan suskunlukta bile konuşan bakışlarıyla bile cümle kurabilen insanlardır.Ben Mustafa Eranılı okurken hep şunu hissettim yazdıkları sadece mürekkepten değil yaşanmışlıktan süzülüp geliyor. Her satırında bir durup nefes alma ihtiyacı var. Çünkü aceleyle okunacak birşey değildir onun kelimeleri. Hızlı tüketilen çabuk unutulan yazılardan değil. Okudukça ağırlaşan ağırlaştıkça derinleşen bir his bırakır insanda. Sanki birisi kalbime dokunmuşda bak burası hala canlı demiş gibi.Onun yazılarında beni en çok etkileyen şey bağırmaması. Günümüzde herkesin yüksek sesle konuştuğu herkesin haklı çıkmak için kelimeleri silah gibi kullandığı bir dünyada Mustafa Eranılın sessiz ama güçlü bir tonu var. O bağırmıyor o anlatıyor.Dayatmıyor düşündürüyor. Hüküm vermiyor insanın kendi iç muhasebesini yapmasına izin veriyor. Ve belki de bu yüzden yazılarını okuduktan sonra insan kendisiyle baş başa kalıyor.Bazen bir yazısını okurken kendimi yakalıyorum bir cümlede duruyorum.Sadece duruyorum. Ne ileri gidebiliyorum ne geri. Çünkü o cümle bana ait bir yaraya değmiş oluyor. İşte o an anlıyorum iyi bir yazar olmak çok kelime bilmek değil. İyi bir yazar olmak insanın bilmediği ama hissettiği şeyleri kelimeye dönüştürebilmektir. Mustafa Eranıl bunu yapıyor. Hem de gösterişsiz sessiz neredeyse fark ettirmeden.Gazetecilik tarafında ise bambaşka bir duruş hissediyorum. Orada bir sorumluluk var. Bir vicdan var. Sanki her kelimenin arkasında bu cümle kimin hayatına dokunur?sorusu duruyor. Rastgele yazılmamış öylesine kurulmamış cümleler...Okurken şunu hissediyorsun bu yazının arkasında düşünen sorgulayan durup yeniden tartan bir insan var. Ve bu insana güven veriyor.Benim için Mustafa Eranılı özel kılan şeylerden biri de şu o insanı küçümsemiyor. Okurunu hafife almıyor.Ben biliyorum sen bilmiyorsun tavrıyla yazmıyor.Tam tersine sanki karşısında oturuyormuşum gibi sanki bir çay masasında konuşuyormuşuz gibi yazıyor. Ne yukarıdan bakıyor ne de kendini geri çekiyor. Aynı hizadayız. Aynı soruların içindeyiz.Bazen düşünüyorum insan kelimelerle bu kadar derin bağ kurabiliyorsa o kelimelerin sahibi nasıl biridir diye. Ve içimden hep şunu geçiriyorum büyük ihtimalle suskunluğuda anlamlıdır. Büyük ihtimalle dinlerken konuştuğundan daha çok şey anlatıyordur.Büyük ihtimalle bazı şeyleri yazıya dökebilmek için önce içinde uzun uzun taşımıştır.Mustafa Eranılın yazdıklarında bana en çok geçen duygu samimiyet. Yapay bir duygu değil bu. Zorla yaratılmış bir etki hiç değil. Hayatın içinden insanın içinden gelen bir samimiyet. Acıyı romantize etmeden umudu ucuzlatmadan gerçeği eğip bükmeden yazabilmek bu herkesin harcı değil. Bu insanın kendisiyle dürüst olabilmesini gerektirir.Ben onun yazılarını okurken yalnız hissetmiyorum. Bu çok kıymetli bir şey. Çünkü bazı yazarlar vardır çok iyi yazarlar ama insanı dahada yalnızlaştırırlar. Mustafa Eranılda ise tam tersi oluyor. Sanki biri omzuma dokunuyorda evet bende böyle hissettim diyor. İşte bu kelimelerin kurabileceği en güçlü bağlardan biri.Belki de bu yüzden onunla ilgili yazarken kelimeler uzuyor cümleler dallanıp budaklanıyor. Çünkü anlatmaya çalıştığım şey sadece bir insan değil bir his bir duruş bir iç ses. Ve bazı sesler vardır birkez duyduktan sonra insanın içinde kalır sustuklarında bile.Bu yazıyı ben yazıyorum ama biliyorumki bu satırlarda sadece benim hislerim yok.Okuyan herkes bir yerinde kendinden bir parça bulabilir. Çünkü Mustafa Eranılın kelimeleri bireysel gibi görünür ama aslında bir kalbe dokunur. Hepimizin sustuğu yerlerden konuşur.Ve ben iyiki bazı insanlar var diyorum. İyi ki herkes bağırmıyor. İyi ki bazıları hala kelimelere emek veriyor. İyiki Mustafa Eranıl gibi insanlar kelimelerin onurunu taşıyor...