Bazen insanın hayallerine ulaşmasının önündeki en büyük engel, hayatın ona koyduğu duvarlar değil, kendi içinde büyüttüğü "yapamam" düşüncesidir. Bazen daha ilk adımı atmadan kaybedeceğimize inanırız. Daha başlamadan yorulur, daha denemeden vazgeçer, daha yolun başındayken kendimize yeniliriz. Çünkü insanın kendi içindeki sesi, dünyanın bütün seslerinden daha güçlü olabilir. Hele ki o ses bize sürekli yetersiz olduğumuzu, geç kaldığımızı, başarısız olacağımızı söylüyorsa...
Ama ben artık kendime başka türlü bakmak istiyorum. Kendime geçmişte yaptığım hataların toplamıymışım gibi bakmak istemiyorum. Kaybettiklerimle, yarım bıraktıklarımla, başaramadıklarımla, yanlış kararlarımla ya da insanların benim hakkımda söyledikleriyle tanımlamak istemiyorum kendimi. Çünkü biliyorum ki ben sadece düştüğüm yerlerden ibaret değilim. Ben aynı zamanda her düştüğümde içimden gelen o küçücük ayağa kalkma isteğiyim. Her şey bitti sandığım gecelerin sabahında yeniden nefes alabilme cesaretimim. Kimsenin görmediği mücadelelerimim. İçimde kimseye anlatamadığım halde büyütmeye devam ettiğim umutlarımım. Ve belki de en önemlisi, hayal kurabiliyor olmamım.
Çünkü insan gerçekten vazgeçtiğinde hayal kurmayı da bırakıyor. Ben hâlâ geleceğe dair bir şeyler düşleyebiliyorsam, içimde hâlâ ulaşmak istediğim bir yer varsa demek ki hikayem henüz bitmedi. Belki bugün istediğim yerde değilim. Belki kendimi bazen olduğumdan çok daha geride hissediyorum. Belki çevreme baktığımda herkes benden önce ilerliyormuş, herkes hayatını düzene koymuş, herkes kendi yolunu bulmuş gibi geliyor. Bazen "Ben neden hâlâ burada kaldım?" diye kendime soruyorum. Bazen başkalarının başarılarını izlerken kendi eksiklerimi daha fazla görüyorum. Bazen birilerinin birkaç adımda ulaştığı yere benim yıllardır ulaşamamış olmam canımı yakıyor.
Ama sonra kendime şunu hatırlatıyorum: Benim yolum onların yolu değil. Benim hayatımın zamanı, başkasının hayatındaki saatle ölçülemez. Bir başkasının bugün ulaştığı yere benim yarın ulaşmam beni başarısız yapmaz. Bir başkasının daha hızlı ilerlemesi benim geride kaldığım anlamına gelmez. Çünkü herkesin taşıdığı yük farklı, herkesin savaşı farklı, herkesin başlangıç noktası farklıdır. Kimsenin görmediği yaralarla yürüyen bir insanın attığı küçücük bir adım bile bazen dışarıdan görünen büyük başarılardan daha değerlidir.
Ben artık kendimi başkalarıyla kıyaslamak yerine dünkü halimle kıyaslamak istiyorum. Dün korktuğum bir şeye bugün cesaret edebiliyorsam bu bir başarıdır. Dün ağlayarak uyuduğum bir gecenin ardından bugün yeniden gülümseyebiliyorsam bu bir başarıdır. Dün "olmuyor" dediğim halde bugün bir kez daha deniyorsam bu bir başarıdır. Düşe kalka da olsa yoluma devam ediyorsam bu bir başarıdır. Çünkü başarı her zaman insanların alkışladığı büyük sonuçlar değildir. Bazen başarı, kimsenin haberi olmadan kendine "Bir kez daha deneyeceğim" diyebilmektir. Bazen başarı, bütün dünyaya güçlü görünmeye çalışırken kendi içinde parçalanmış olsan bile sabah yataktan kalkabilmektir. Bazen başarı, artık inanacak hiçbir şeyin kalmadığını düşündüğün bir anda kendine küçücük de olsa bir umut bırakabilmektir.
Ben kendime inanmayı tam da böyle öğreniyorum; bir anda değil, bir gecede değil, mükemmel olduğumu düşünerek hiç değil... Tam tersine; eksiklerimi bilerek, korkularımı kabul ederek, bazen kendimden şüphe ederek ama yine de yürümeye devam ederek. Çünkü artık şunu biliyorum: Kendine inanmak hiçbir zaman korkmamak değildir. Kendine inanmak, korksan bile devam edebilmektir.
Hayallerimin gerçekleşeceğine dair hiçbir garantim olmayabilir. Önümde ne kadar yol olduğunu bilmiyor olabilirim. Kaç kez düşeceğimi, kaç kez yeniden başlamak zorunda kalacağımı bilmiyorum. Belki yolum düşündüğümden çok daha uzun olacak. Belki bazı kapılar yüzüme kapanacak. Belki çok istediğim bazı şeyler olmayacak. Belki bazı insanları kaybedeceğim. Belki bazı geceler yine "Neden uğraşıyorum?" diye kendime soracağım. Ama bütün bunların arasında kendime ait bir sözüm olsun istiyorum: Ne olursa olsun kendimden vazgeçmeyeceğim.
Çünkü hayatım boyunca başkalarının bana inanmasını beklersem, kendi hayatımı onların inancına teslim etmiş olurum. Biri bana "Sen yapamazsın" diyebilir. Biri benim hayalimi küçümseyebilir. Biri benim hedeflerime gülebilir. Biri beni yetersiz görebilir. Biri geçmişte yaptığım hataları önüme koyabilir. Biri benim başarısız olacağımı düşünebilir. Ama bütün bunlar onların düşüncesidir; benim gerçeğim olmak zorunda değildir. Bir insanın benim hakkımda söylediği tek bir cümle benim kim olduğumu belirleyemez. Ben kendimi başkalarının gözünden görmek zorunda değilim. Çünkü bazen insanın kendine biçtiği değer, başkalarının ona biçtiği değerden çok daha önemlidir.
Ve ben kendime yeniden değer vermeyi öğreniyorum. Kendimi sadece başarılı olduğum zaman sevmek istemiyorum. Her şey yolundayken kendime inanmak kolay. İşler istediğim gibi giderken kendimi güçlü hissetmek kolay; insanlar beni desteklerken hayallerimin peşinden koşmak kolay. Asıl mesele, hiçbir şey yolunda değilken kendime sahip çıkabilmek. Kimse beni anlamazken kendimi anlayabilmek. Kimse beni desteklemezken kendi içimde kendime destek olabilmek. Bir şeyler ters gittiğinde kendime "Sen yine de değerlisin" diyebilmektir. Bir hayalim gerçekleşmediğinde "Bu, hayallerinin bittiği anlamına gelmez" diyebilmek. Bir kapı kapandığında "Belki başka bir kapı vardır" diyebilmek... İşte kendine inanmak biraz da budur: Kendini sadece kazandığında değil, kaybettiğinde de sevebilmektir.
Çünkü ben sadece sonuçlarımdan ibaret değilim. Ben çabalarımdan da ibaretim. Denemelerimden, sabrımdan, geceler boyunca düşündüğüm şeylerden, kimse görmeden verdiğim mücadeleden, içimde taşıdığım umutlardan ve her şeye rağmen devam etme isteğimden ibaretim.
Belki hayallerim bugün bana çok uzak görünüyor. Ama uzak olması, imkansız olduğu anlamına gelmez. Bir zamanlar hayalini kurduğum şeylerin bazıları bugün hayatımın bir parçası olabilir. Dün imkansız sandığım bazı şeyleri bugün gerçekleştirmiş olabilirim. Ve belki bugün ulaşılmaz sandığım şeylere de yarının beni ulaşacak. Bunun için sadece sabretmem gerekiyor. Biraz daha inanmak, biraz daha çalışmak, biraz daha denemek, biraz daha kendime güvenmek ve en önemlisi yolun ortasında kendimi terk etmemek.
Çünkü bazen hayallerimize ulaşmamızı engelleyen şey yolun zor olması değildir; bizim yolun zor olduğu yerde kendimizden vazgeçmemizdir. Ben artık bunu yapmak istemiyorum. Kendimi yarı yolda bırakmak istemiyorum. Yıllardır içimde taşıdığım hayallerimi sırf birkaç kez başarısız oldum diye çöpe atmak istemiyorum. Birilerinin sözleri yüzünden kendi içimdeki sesi susturmak istemiyorum. Korkularımın hayatımı yönetmesine izin vermek istemiyorum. "Ya olmazsa?" sorusunun, "Ya olursa?" ihtimalinden daha büyük olmasını istemiyorum.
Çünkü belki de hayatımın en güzel şeyleri, tam da korktuğum için henüz yaşayamadığım şeylerdir. Belki o cesaret ettiğim ilk adım hayatımın yönünü değiştirecek. Belki bugün küçücük gördüğüm bir çaba, yıllar sonra dönüp baktığımda her şeyin başlangıcı olacak. Belki bugün attığım bir adım, gelecekteki beni gururlandıracak. Ve belki bir gün geçmişe dönüp kendime baktığımda "İyi ki vazgeçmemişim" diyeceğim.
İşte ben o günü hayal ediyorum. Bir gün aynaya baktığımda karşımdaki insana gururla bakabilmek istiyorum. "Her şeyi mükemmel yaptın" demek için değil; "Her zaman doğru kararları verdin" demek için değil; "Hiç düşmedin" demek için hiç değil... Tam tersine: "Düştün ama kalktın, kaybettin ama yeniden denedin, korktun ama yürüdün, yoruldun ama kendini bırakmadın, ağladın ama umudunu tamamen kaybetmedin, bazen kendine inanmadın ama yine de bir yerlerde kendin için savaşmaya devam ettin" demek istiyorum.
Çünkü benim için gerçek başarı belki de tam olarak bu olacak: Hayal ettiğim her şeye sahip olmak değil sadece; o hayallerin peşinden giderken kim olduğumu kaybetmemek. Kendimi başkalarının beklentilerine göre değiştirmemek. Kendi hayatımı yaşamaktan korkmamak. İçimdeki çocuğun hâlâ kurduğu o güzel hayallere sırt çevirmemek. Bir zamanlar gözleri parlayarak "Bir gün bunu yapacağım" diyen o halimi unutmamak.
Çünkü o çocuk hâlâ benim içimde. Belki biraz yoruldu. Belki bazı şeylerden korkuyor. Belki geçmişte duyduğu bazı sözler hâlâ kulağında ama hâlâ hayal kuruyor. Ve ben onun hayallerini yarı yolda bırakmak istemiyorum.
Hayat bana ne kadar zor olabileceğini öğretti. İnsanların her zaman kalmayacağını öğretti. Bazı emeklerin hemen karşılık bulmayacağını öğretti. Bazı duaların beklediğim şekilde gerçekleşmeyeceğini öğretti. Bazı yolların düşündüğüm yere çıkmayacağını öğretti.
Ama aynı hayat bana başka bir şey de öğretti: Ben sandığımdan daha güçlüyüm. Bazen kendi gücümü ancak zor zamanlarda fark ediyorum. Her şey güzelken güçlü olduğumu düşünmek kolay. Ama asıl gücüm; hiçbir şey güzel değilken bile içimde bir yerlerde "Devam et" diyen bir sesin olması. O sesi artık daha çok dinlemek istiyorum. Çünkü belki de o ses, yıllardır aradığım cevabın kendisidir.
Belki de benim ihtiyacım olan şey herkesin bana inanması değil; önce benim kendime inanmam. Ben kendime inandığımda başkalarının şüpheleri eskisi kadar ağır gelmeyecek. Ben kendi değerimi bildiğimde birilerinin beni küçümsemesi beni tanımlamayacak. Ben kendi yoluma güvendiğimde başkasının yolunun benden hızlı olması beni korkutmayacak. Ben kendi hayalimi sahiplendiğimde dünyanın "Olmaz" dediği yerde bile içimde bir "Belki" kalacak.
Ve bazen bir insanın hayatını değiştiren şey kocaman bir umut değil, küçücük bir belkidir. Belki başarırım. Belki gerçekten olur. Belki sandığımdan daha güçlüyümdür. Belki düşündüğümden daha yakınımdır. Belki bütün bu mücadelelerin bir anlamı vardır.
Ben o belkiye tutunmak istiyorum. Çünkü hayaller bazen önce gerçeğe değil, inanca ihtiyaç duyar.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
ÖZLEM GÖÇER DEMİR
BELKİ DE SANDIĞINDAN DAHA GÜÇLÜSÜN
Bazen insanın hayallerine ulaşmasının önündeki en büyük engel, hayatın ona koyduğu duvarlar değil, kendi içinde büyüttüğü "yapamam" düşüncesidir. Bazen daha ilk adımı atmadan kaybedeceğimize inanırız. Daha başlamadan yorulur, daha denemeden vazgeçer, daha yolun başındayken kendimize yeniliriz. Çünkü insanın kendi içindeki sesi, dünyanın bütün seslerinden daha güçlü olabilir. Hele ki o ses bize sürekli yetersiz olduğumuzu, geç kaldığımızı, başarısız olacağımızı söylüyorsa...
Ama ben artık kendime başka türlü bakmak istiyorum. Kendime geçmişte yaptığım hataların toplamıymışım gibi bakmak istemiyorum. Kaybettiklerimle, yarım bıraktıklarımla, başaramadıklarımla, yanlış kararlarımla ya da insanların benim hakkımda söyledikleriyle tanımlamak istemiyorum kendimi. Çünkü biliyorum ki ben sadece düştüğüm yerlerden ibaret değilim. Ben aynı zamanda her düştüğümde içimden gelen o küçücük ayağa kalkma isteğiyim. Her şey bitti sandığım gecelerin sabahında yeniden nefes alabilme cesaretimim. Kimsenin görmediği mücadelelerimim. İçimde kimseye anlatamadığım halde büyütmeye devam ettiğim umutlarımım. Ve belki de en önemlisi, hayal kurabiliyor olmamım.
Çünkü insan gerçekten vazgeçtiğinde hayal kurmayı da bırakıyor. Ben hâlâ geleceğe dair bir şeyler düşleyebiliyorsam, içimde hâlâ ulaşmak istediğim bir yer varsa demek ki hikayem henüz bitmedi. Belki bugün istediğim yerde değilim. Belki kendimi bazen olduğumdan çok daha geride hissediyorum. Belki çevreme baktığımda herkes benden önce ilerliyormuş, herkes hayatını düzene koymuş, herkes kendi yolunu bulmuş gibi geliyor. Bazen "Ben neden hâlâ burada kaldım?" diye kendime soruyorum. Bazen başkalarının başarılarını izlerken kendi eksiklerimi daha fazla görüyorum. Bazen birilerinin birkaç adımda ulaştığı yere benim yıllardır ulaşamamış olmam canımı yakıyor.
Ama sonra kendime şunu hatırlatıyorum: Benim yolum onların yolu değil. Benim hayatımın zamanı, başkasının hayatındaki saatle ölçülemez. Bir başkasının bugün ulaştığı yere benim yarın ulaşmam beni başarısız yapmaz. Bir başkasının daha hızlı ilerlemesi benim geride kaldığım anlamına gelmez. Çünkü herkesin taşıdığı yük farklı, herkesin savaşı farklı, herkesin başlangıç noktası farklıdır. Kimsenin görmediği yaralarla yürüyen bir insanın attığı küçücük bir adım bile bazen dışarıdan görünen büyük başarılardan daha değerlidir.
Ben artık kendimi başkalarıyla kıyaslamak yerine dünkü halimle kıyaslamak istiyorum. Dün korktuğum bir şeye bugün cesaret edebiliyorsam bu bir başarıdır. Dün ağlayarak uyuduğum bir gecenin ardından bugün yeniden gülümseyebiliyorsam bu bir başarıdır. Dün "olmuyor" dediğim halde bugün bir kez daha deniyorsam bu bir başarıdır. Düşe kalka da olsa yoluma devam ediyorsam bu bir başarıdır. Çünkü başarı her zaman insanların alkışladığı büyük sonuçlar değildir. Bazen başarı, kimsenin haberi olmadan kendine "Bir kez daha deneyeceğim" diyebilmektir. Bazen başarı, bütün dünyaya güçlü görünmeye çalışırken kendi içinde parçalanmış olsan bile sabah yataktan kalkabilmektir. Bazen başarı, artık inanacak hiçbir şeyin kalmadığını düşündüğün bir anda kendine küçücük de olsa bir umut bırakabilmektir.
Ben kendime inanmayı tam da böyle öğreniyorum; bir anda değil, bir gecede değil, mükemmel olduğumu düşünerek hiç değil... Tam tersine; eksiklerimi bilerek, korkularımı kabul ederek, bazen kendimden şüphe ederek ama yine de yürümeye devam ederek. Çünkü artık şunu biliyorum: Kendine inanmak hiçbir zaman korkmamak değildir. Kendine inanmak, korksan bile devam edebilmektir.
Hayallerimin gerçekleşeceğine dair hiçbir garantim olmayabilir. Önümde ne kadar yol olduğunu bilmiyor olabilirim. Kaç kez düşeceğimi, kaç kez yeniden başlamak zorunda kalacağımı bilmiyorum. Belki yolum düşündüğümden çok daha uzun olacak. Belki bazı kapılar yüzüme kapanacak. Belki çok istediğim bazı şeyler olmayacak. Belki bazı insanları kaybedeceğim. Belki bazı geceler yine "Neden uğraşıyorum?" diye kendime soracağım. Ama bütün bunların arasında kendime ait bir sözüm olsun istiyorum: Ne olursa olsun kendimden vazgeçmeyeceğim.
Çünkü hayatım boyunca başkalarının bana inanmasını beklersem, kendi hayatımı onların inancına teslim etmiş olurum. Biri bana "Sen yapamazsın" diyebilir. Biri benim hayalimi küçümseyebilir. Biri benim hedeflerime gülebilir. Biri beni yetersiz görebilir. Biri geçmişte yaptığım hataları önüme koyabilir. Biri benim başarısız olacağımı düşünebilir. Ama bütün bunlar onların düşüncesidir; benim gerçeğim olmak zorunda değildir. Bir insanın benim hakkımda söylediği tek bir cümle benim kim olduğumu belirleyemez. Ben kendimi başkalarının gözünden görmek zorunda değilim. Çünkü bazen insanın kendine biçtiği değer, başkalarının ona biçtiği değerden çok daha önemlidir.
Ve ben kendime yeniden değer vermeyi öğreniyorum. Kendimi sadece başarılı olduğum zaman sevmek istemiyorum. Her şey yolundayken kendime inanmak kolay. İşler istediğim gibi giderken kendimi güçlü hissetmek kolay; insanlar beni desteklerken hayallerimin peşinden koşmak kolay. Asıl mesele, hiçbir şey yolunda değilken kendime sahip çıkabilmek. Kimse beni anlamazken kendimi anlayabilmek. Kimse beni desteklemezken kendi içimde kendime destek olabilmek. Bir şeyler ters gittiğinde kendime "Sen yine de değerlisin" diyebilmektir. Bir hayalim gerçekleşmediğinde "Bu, hayallerinin bittiği anlamına gelmez" diyebilmek. Bir kapı kapandığında "Belki başka bir kapı vardır" diyebilmek... İşte kendine inanmak biraz da budur: Kendini sadece kazandığında değil, kaybettiğinde de sevebilmektir.
Çünkü ben sadece sonuçlarımdan ibaret değilim. Ben çabalarımdan da ibaretim. Denemelerimden, sabrımdan, geceler boyunca düşündüğüm şeylerden, kimse görmeden verdiğim mücadeleden, içimde taşıdığım umutlardan ve her şeye rağmen devam etme isteğimden ibaretim.
Belki hayallerim bugün bana çok uzak görünüyor. Ama uzak olması, imkansız olduğu anlamına gelmez. Bir zamanlar hayalini kurduğum şeylerin bazıları bugün hayatımın bir parçası olabilir. Dün imkansız sandığım bazı şeyleri bugün gerçekleştirmiş olabilirim. Ve belki bugün ulaşılmaz sandığım şeylere de yarının beni ulaşacak. Bunun için sadece sabretmem gerekiyor. Biraz daha inanmak, biraz daha çalışmak, biraz daha denemek, biraz daha kendime güvenmek ve en önemlisi yolun ortasında kendimi terk etmemek.
Çünkü bazen hayallerimize ulaşmamızı engelleyen şey yolun zor olması değildir; bizim yolun zor olduğu yerde kendimizden vazgeçmemizdir. Ben artık bunu yapmak istemiyorum. Kendimi yarı yolda bırakmak istemiyorum. Yıllardır içimde taşıdığım hayallerimi sırf birkaç kez başarısız oldum diye çöpe atmak istemiyorum. Birilerinin sözleri yüzünden kendi içimdeki sesi susturmak istemiyorum. Korkularımın hayatımı yönetmesine izin vermek istemiyorum. "Ya olmazsa?" sorusunun, "Ya olursa?" ihtimalinden daha büyük olmasını istemiyorum.
Çünkü belki de hayatımın en güzel şeyleri, tam da korktuğum için henüz yaşayamadığım şeylerdir. Belki o cesaret ettiğim ilk adım hayatımın yönünü değiştirecek. Belki bugün küçücük gördüğüm bir çaba, yıllar sonra dönüp baktığımda her şeyin başlangıcı olacak. Belki bugün attığım bir adım, gelecekteki beni gururlandıracak. Ve belki bir gün geçmişe dönüp kendime baktığımda "İyi ki vazgeçmemişim" diyeceğim.
İşte ben o günü hayal ediyorum. Bir gün aynaya baktığımda karşımdaki insana gururla bakabilmek istiyorum. "Her şeyi mükemmel yaptın" demek için değil; "Her zaman doğru kararları verdin" demek için değil; "Hiç düşmedin" demek için hiç değil... Tam tersine: "Düştün ama kalktın, kaybettin ama yeniden denedin, korktun ama yürüdün, yoruldun ama kendini bırakmadın, ağladın ama umudunu tamamen kaybetmedin, bazen kendine inanmadın ama yine de bir yerlerde kendin için savaşmaya devam ettin" demek istiyorum.
Çünkü benim için gerçek başarı belki de tam olarak bu olacak: Hayal ettiğim her şeye sahip olmak değil sadece; o hayallerin peşinden giderken kim olduğumu kaybetmemek. Kendimi başkalarının beklentilerine göre değiştirmemek. Kendi hayatımı yaşamaktan korkmamak. İçimdeki çocuğun hâlâ kurduğu o güzel hayallere sırt çevirmemek. Bir zamanlar gözleri parlayarak "Bir gün bunu yapacağım" diyen o halimi unutmamak.
Çünkü o çocuk hâlâ benim içimde. Belki biraz yoruldu. Belki bazı şeylerden korkuyor. Belki geçmişte duyduğu bazı sözler hâlâ kulağında ama hâlâ hayal kuruyor. Ve ben onun hayallerini yarı yolda bırakmak istemiyorum.
Hayat bana ne kadar zor olabileceğini öğretti. İnsanların her zaman kalmayacağını öğretti. Bazı emeklerin hemen karşılık bulmayacağını öğretti. Bazı duaların beklediğim şekilde gerçekleşmeyeceğini öğretti. Bazı yolların düşündüğüm yere çıkmayacağını öğretti.
Ama aynı hayat bana başka bir şey de öğretti: Ben sandığımdan daha güçlüyüm. Bazen kendi gücümü ancak zor zamanlarda fark ediyorum. Her şey güzelken güçlü olduğumu düşünmek kolay. Ama asıl gücüm; hiçbir şey güzel değilken bile içimde bir yerlerde "Devam et" diyen bir sesin olması. O sesi artık daha çok dinlemek istiyorum. Çünkü belki de o ses, yıllardır aradığım cevabın kendisidir.
Belki de benim ihtiyacım olan şey herkesin bana inanması değil; önce benim kendime inanmam. Ben kendime inandığımda başkalarının şüpheleri eskisi kadar ağır gelmeyecek. Ben kendi değerimi bildiğimde birilerinin beni küçümsemesi beni tanımlamayacak. Ben kendi yoluma güvendiğimde başkasının yolunun benden hızlı olması beni korkutmayacak. Ben kendi hayalimi sahiplendiğimde dünyanın "Olmaz" dediği yerde bile içimde bir "Belki" kalacak.
Ve bazen bir insanın hayatını değiştiren şey kocaman bir umut değil, küçücük bir belkidir. Belki başarırım. Belki gerçekten olur. Belki sandığımdan daha güçlüyümdür. Belki düşündüğümden daha yakınımdır. Belki bütün bu mücadelelerin bir anlamı vardır.
Ben o belkiye tutunmak istiyorum. Çünkü hayaller bazen önce gerçeğe değil, inanca ihtiyaç duyar.