Bugün otobüs yolculuğum sırasında yanıma Zümra ve Zeynep adında iki küçük kız kardeş oturdu. Altı-yedi yaşlarındaydılar. Küçük yaşlarına rağmen öyle tatlı sohbet ediyorlardı ki yüzümde ister istemez bir tebessüm oluştu. Ara sıra bana bakıp gülümsemeleri de yolculuğuma ayrı bir güzellik kattı.
Bir ara Zeynep, babasından hırkasını istedi. Ardından hırkasının cebinden küçücük bir hünnap çıkararak bana uzattı. O minicik ellerin, o güzel ve tertemiz kalbin hiçbir karşılık beklemeden yaptığı bu paylaşım, içimi sıcacık etti.
Hani derler ya, “Çocuklar en sevdikleri şeyleri, kendilerine yakın hissettikleri insanlarla paylaşırlar.” İşte o an bu sözün ne kadar derin bir anlam taşıdığını bir kez daha hissettim. Üstelik Zeynep bununla da yetinmedi; sakızını da benimle paylaştı.
Sohbetleri bütün içtenliğiyle devam ediyordu. Uçaklardan, değirmenlerden, kedilerden, balıklardan, denizden ve gemilerden söz ettiler. Küçücük dünyalarının içinde ne çok hikâye, ne çok merak ve ne güzel hayaller vardı!
Bir ara küçük olan, ablasına sevgiyle “Ablammm!” diye seslendi. Ablası da gülümseyerek, “Beni taklit etme!” dedi. O küçücük konuşmanın içinde bile kocaman bir sevgi, sıcacık bir kardeşlik vardı.
Belki onlar için sıradan bir otobüs yolculuğuydu. Ama benim için günün en güzel, en anlamlı anlarından biri oldu.
Bazen hayat, hiç beklemediğimiz bir anda karşımıza küçücük güzellikler çıkarır. Bir çocuğun içten gülümsemesi, cebinden çıkarıp uzattığı bir meyve ya da gönülden paylaştığı bir sakız, insanın kalbine dokunmaya yeter.
Zeynep’in uzattığı o küçücük hünnap ve paylaştığı sakız, benim için sıradan birer ikramdan çok daha fazlasıydı. Onlar, sevginin en saf hâlini, paylaşmanın en güzel örneğini hatırlattı bana.
Çünkü iyilik, bazen büyük sözlerde ya da gösterişli davranışlarda değil; küçücük bir çocuğun tertemiz yüreğinde saklıdır.
Dünyayı güzelleştirmek için bazen büyük işler yapmaya gerek yoktur. Bazen bir çocuğun gülümsemesi, bir hünnap ve içtenlikle uzatılan bir sakız, koca bir günün hatırasına dönüşür.
Bugün Zümra ve Zeynep bana bunu hatırlattı. Belki onlar bu yolculuğu çoktan unuttular ama bıraktıkları o güzel tebessüm, benim hafızamda uzun süre yaşayacak.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
ELİF IŞIK
BİR ÇOCUĞUN GÜLÜMSEMESİ, BİR MEYVE VE BİR SAKIZ…
Bugün otobüs yolculuğum sırasında yanıma Zümra ve Zeynep adında iki küçük kız kardeş oturdu. Altı-yedi yaşlarındaydılar. Küçük yaşlarına rağmen öyle tatlı sohbet ediyorlardı ki yüzümde ister istemez bir tebessüm oluştu. Ara sıra bana bakıp gülümsemeleri de yolculuğuma ayrı bir güzellik kattı.
Bir ara Zeynep, babasından hırkasını istedi. Ardından hırkasının cebinden küçücük bir hünnap çıkararak bana uzattı. O minicik ellerin, o güzel ve tertemiz kalbin hiçbir karşılık beklemeden yaptığı bu paylaşım, içimi sıcacık etti.
Hani derler ya, “Çocuklar en sevdikleri şeyleri, kendilerine yakın hissettikleri insanlarla paylaşırlar.” İşte o an bu sözün ne kadar derin bir anlam taşıdığını bir kez daha hissettim. Üstelik Zeynep bununla da yetinmedi; sakızını da benimle paylaştı.
Sohbetleri bütün içtenliğiyle devam ediyordu. Uçaklardan, değirmenlerden, kedilerden, balıklardan, denizden ve gemilerden söz ettiler. Küçücük dünyalarının içinde ne çok hikâye, ne çok merak ve ne güzel hayaller vardı!
Bir ara küçük olan, ablasına sevgiyle “Ablammm!” diye seslendi. Ablası da gülümseyerek, “Beni taklit etme!” dedi. O küçücük konuşmanın içinde bile kocaman bir sevgi, sıcacık bir kardeşlik vardı.
Belki onlar için sıradan bir otobüs yolculuğuydu. Ama benim için günün en güzel, en anlamlı anlarından biri oldu.
Bazen hayat, hiç beklemediğimiz bir anda karşımıza küçücük güzellikler çıkarır. Bir çocuğun içten gülümsemesi, cebinden çıkarıp uzattığı bir meyve ya da gönülden paylaştığı bir sakız, insanın kalbine dokunmaya yeter.
Zeynep’in uzattığı o küçücük hünnap ve paylaştığı sakız, benim için sıradan birer ikramdan çok daha fazlasıydı. Onlar, sevginin en saf hâlini, paylaşmanın en güzel örneğini hatırlattı bana.
Çünkü iyilik, bazen büyük sözlerde ya da gösterişli davranışlarda değil; küçücük bir çocuğun tertemiz yüreğinde saklıdır.
Dünyayı güzelleştirmek için bazen büyük işler yapmaya gerek yoktur. Bazen bir çocuğun gülümsemesi, bir hünnap ve içtenlikle uzatılan bir sakız, koca bir günün hatırasına dönüşür.
Bugün Zümra ve Zeynep bana bunu hatırlattı. Belki onlar bu yolculuğu çoktan unuttular ama bıraktıkları o güzel tebessüm, benim hafızamda uzun süre yaşayacak.